10 Mart 2012

Kendi Adını Taşıyan Blog

(Noktalı O harfini hala bulamadım.)

Bu ülkede futbol taraftarları arasındaki çekişmenin başka hiç bir alanda olmaması üzüyor beni okuyucu. Adamlar -ve bazen ben de o tayfaya dahil oluyorum- resmen olümüne tartışıyorlar. Aynı tartışma ve aynı üstünlük taslama çabası bilimsel alanda olsaydı, şu an Mars yüzeyinde taşlarla "Once Dünya" yazmıştık. O derece. Ülkede her konuda fikir ayrışmazlığı var. Ozellikle sosyal ve politik bilimlerde her konuda zibilyon tane gorüş bulabilirsiniz. Ama ben hiç bir zaman "Ne kadar o gorüşü savunan varsa ***" diyen bir profesor gormedim. He diyeceksiniz o profesor okumus etmiş. Gotürün bakalım o profesorü tuttuğu takımın maçına, senden benden fazla sover. Bence bilimsel çalışmalarda, çalışma gruplarını rakip takım taraftarlarından oluşturursak, alınan verim %100 artar. -Misal; Hadi abi fenerlilerden once biz bulmalıyız kansere çare.- Dediğim olmazsa, gelin dovün beni.

Alfabedeki her harfin değerini bileceksin arkadaşım. Hiç bir harfi küçümsemeyeceksin, hor gormeyeceksin. 29 harfin 29'u da onemli. Her harf aslında varken değerini bilmediğimiz ama kaybedince onsuz eksik olduğumuzu hissettiğimiz bir canlı.

Ey otobüste ineceği durağa yaklaşmadan oturduğu yerden kalkmayıp, otobüs durunca ayaklanan insan. O kadar sevmiyorum ki seni, o kadar tiksiniyorum ki senden, o kadar şofor bir an once kapıyı kapayıp gaza bassın, "İnecek vaar" diye yırtınışların çaresiz kalsın istiyorum ki, inanılmaz derece. Ve bu olduğu zaman o kadar mutlu oluyorum ki, halini hatırlayıp o kadar gülüyorum ki, o kadar yani.

Özturk Serengil'e selamlar. -Ekran klavyesi ne güzel ve PC başındaki zamanımın %99.99'u için ne kadar gereksiz bir nimetsin sen-

Çehov ve Ben filmini hiç paylaşmamışım, o dikkatimi çekti az önce gezinirken blogda. Buyurun bakalım. TosbaFilm olduğumuz zamandan bir kısa film.


Üstünde isimleri yazan künyeleri takan insanlar. -Bu akşam biraz asabi gordüm kendimi- Size aslında söyleyecek çok şeyim var ama söyleyemiyorum, hakaret etmek istemiyorum. O yüzden; lütfen yapmayın böyle şeyler. Hiç gereği yok. Ve o kadar çirkin duruyor ki öğk yani bööyle Kızılay dağıtmış gibi sanki herkeste bir örnek, hiç sevmem. -Anladığınız dilden de konuştum, daha ne takıyorsunuz lan onları, ne diye tasmalıyorsunuz kendinizi-

Ekran klavyesinde yazınca birden 80'lere döndüm. Daktilo gibi. Eğlenceli bir şeymişsin sen ekran klavyesi. Ama bu gereksiz olduğun gerçeğini değiştirmiyor.

Çıkmadan pencereyi kaparsanız sevinirim, hadi iyi bakın kendinize.

29 Şubat 2012

Noktalı O

(Klavyemin "noktalı o" tuşu kaybolduğundan bu yazıda ve yeni bir klavye alana kadar yazacağım yazılarımda "noktalı o" yerine normal "o" kullanacağım. Bilginize.)

Anlamadığın bir konuyu bir anda anlamaya başladığın o saniye parçacığında oyle mutlu oluyorum ki, anlatamam. O aydınlanma hissini bir çok şeye değişmem. Tüm oğrenme isteğim katlanıyor o saniyede. Seviyorum, hatta aşığım o ana.

Ozdeyişlerle ilgili her dilde bir sıkıntı var bana gore. Geçtiğimiz günlerde sepya bir fotoğrafa "Beer, it's the best damn drink on the world, Jack Nicholson" yazmışlar. Adam ünlü diye, ağzından çıkan her şeyin ozdeyiş olması gibi saçma bir mantık var. Ünlüler de bunun farkında gibi. Yakınlarda "I gotta pee, Jack Nicholson" diye gorürsek şaşırmamalıyız.

Haklı çıkmayı severim. Bilenler bilir tartışmalarda inatçı bir yanım vardır, gereğinden fazla saldırgan olurum bazen sırf haklı çıkmak adına.  Bir onceki yazımda yazmıştım. Demiştim ki, biz tavrımızı değiştirmedikçe, Ermeni olayları ile ilgili yasalar çok çıkar. Bildiğiniz gibi Ermeni Olayları'nı İnkâr Suçu yasası, Fransız Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildi. Buraya kadar her şey normal, bunu beklemeyen hukukçu olduğunu da sanmıyorum. Ama asıl olay, bundan sonra yapılan açıklamalar. İlk açıklama, AKP Genel Başkan Yrd.'dan geldi ve dedi ki zat-ı muhterem; "Sevindirici bir karar, ikinci ve üçüncü derece yaptırımları uygulamayacağız." Haydee. Kardeşim, sen yaptırımı ülkedeki insanlara uygulamıyorsun ki, o ülkenin siyasi iktidarına uyguluyorsun. Sanki adamların düşüncelerinde değişiklik var, sanki kendileri iptal ettiler, sanki çok iyi anlattık biz tezimizi fikirleri değişti de, sen yaptırımları uygulamayacağız diyorsun -Yaptırımlara yaptırım demeye bin şahit ister orası apayrı- Kardeşim, arkadaşım, adamların ülkesinde bir kaç AYM hakimi var aklı başında, onlar gordu Anayasaya aykırılığı, çat iptal ettiler yasayı. Peki bundan sonra, çok afedersiniz Sarkozy değil mi iktidara talimat veren bir daha tasarı hazırlansın diye? Azcık basiret, azcık belkemiği istiyoruz, çok mu çok oluyoruz? -Niye çoğul konuştuysam ben durduk yerde, istiyorum olacak o, ben şahsen.-

Komşu sayfalarda Bosna'da annesini, babasını, kızkardeşini kaybetmiş bir çocuğun cesedinin çok uzak bir akrabası tarafından teşhis edildiğini soyleyip; sonra da Barış Gücünün orada bulunmasının oneminden bahseden bir yetkilinin sozune yer vermek. Güzel kitapsın Kuşatma Hali.

Kendi adımı taşıyan dizinin ilk bolumu 1 Nisan'da çok sevgili okuyucu. Burada da paylaşırım bir aksilik olmazsa. Beklentiniz yüksek olmasın ki çok şaşırın.

Buraya da bir bakın, buraya.

                                                          How My Friends See Me:

                                                          How My Mother Sees Me:




How My Girlfriend See Me:


How I Met Your Mother


How I Really Am:


Oldu mu, oldu bence.

Pazartesi ilk üç dersimiz medeni usul. Size uzun bir süredir hocalarımı şikayet etmediğimi farkettim. Bizim bu dersimize gelen hocamız, çok saygın bir kişilik. Gayet ciddiyim, adam kanunkoyucunun ta kendisi. Hatta derste bunu bunun için yaptık, bu bundan şoyle oldu diyen birisi. Ama oğretmenim, haftanın ilk günü Pazartesi saat sabahın 9'unda, daha 100 kişilik sınıfın 80inin afyonu patlamamışken, bu gerginlik niye. İkinci donemin ilk dersinde daha 10 dakika olmamışken bir patlama. Tamam hırsızın da suçu var ama bir hoca bu kadar kırılgan olmamalı. Yaşlı desen yaşlı da değil. Sozün ozu, insanlar garip sevgili okuyucu.

Bali Dwipa Jaya!

Biz yangında koşuyu kaybeden atlarız.
Biz kirli ve temiz çamaşırları
Aynı minval üzere katlarız.
Biz koşu bittikten sonra da koşan atlarız.
Sezai Karakoç

Sakinleşelim insanlar.

4 yıl sonra aynı tarihte buluşmak ümidiyle;

İyi sabahlar, iyi baharlar, iyi zamanlar, iyi dermanlar insanlık.

Son olarak; Duygu.


4 Şubat 2012